İçeriğe geç

Evet O, kendisini telef edecek kadar insanları seviyordu. Yer yer Kur’ân-ı Kerim’in O’nu tadil etmesi bunun delilidir. Kur’ân: “Onlar Kur’ân’a inanmıyorlar diye, nerede ise kendini bitirip tüketeceksin.”442diyordu. Zaten nübüvvet atmosferi benliğini sarmaya başlayınca, O kendini bir mağaraya hapsetmemiş miydi? Vahiy de ilk defa O’na orada geldi. Demek ki O, insanları seviyordu ve bu yola baş koymuştu.

Esasen Allah Resûlü’nün cihad anlayışı da O’nun bu rahmet yanından kaynaklanıyordu. Evet, insanlar cihad sebebiyle belki dünya namına bazı zararlar göreceklerdir; fakat ebedî hayatları adına kazanacakları o kadar çok şey olacaktır ki, onların bu zararlarını hiçe indirecektir! Allah Resûlü, taşıdığı kılıcının ucuyla Cennet’e giden yolları açıyordu. Bu da O’nun âlemlere rahmet oluşunun ayrı bir buudu…

db. SABIR

O, sabrı da fetanetiyle yerli yerinde ve iç içe kullandı. Bu sayede nice ulaşılmaz zannedilen zirveler ayaklar altında kaldı, nice aysbergler gibi katı yürekler, buz gibi ruhlar o Sabır Güneşi karşısında eriyip hidayete erdi. Ebû Süfyan, İkrime ve daha niceleri.. eğer O’ndaki bu denli sabır ve tahammül olmasaydı, bunlar hiç İslâm’a dehâlet edebilirler miydi?

Evet, O, Rahmeten li’l-âlemin’dir. Rahmetinin dengesi ise fetanetinin bir başka delilidir…

dc. HİLM (Peygamberimiz’in Yumuşak Huyluluğu)

734