İçeriğe geç

Buradan hareketle, evrimciler ve tabiatperestler, hayatın bir cidal, bir kavgadan ibaret olduğu şeklinde, tek bir vakayı bütün canlıların hayatına teşmil etme gibi büyük bir cinayeti de işlemişlerdir. Bunlara göre, hayatın tek gayesi, canlının varlığını sürdürmesi, bunun için de gıda temininden ibarettir. İnsan hayatını da aynı şekilde değerlendiren evrimci, tabiatçı ve materyalistler, bu şekilde zayıfların aleyhine kuvvetlilerin ayakta kalmasını âdeta tabiî bir hak gibi görmüş, insan hayatının gâyesini de, yeme, içme ve tenasülden ibaret olarak telâkki etmiş, böylece hem insanlar ve milletler arasındaki yardımlaşmanın önünü keserek istismarı âdeta meşrulaştırmış ve insanı da, taşıdığı bütün ulvî değerlerden soyarak, hayvanlar, hatta onların da altında bir derekeye indirmişlerdir. Halbuki, hayatta cidal, tamamen ârızîdir. Aslolan yardımlaşmadır. Bir canlı vücudunun bütün azaları birbiriyle yardımlaşmakta, tek bir meyvenin, cinslerine göre insanlara ve hayvanlara gıda olması için ısısı ve ışığıyla güneş, hava, su, toprak, o meyvenin çimlenme kabiliyeti gibi kâinattaki bütün unsurlar el ele vermekte, bitkiler kendilerine rağmen hayvanların ve insanların, hayvanlar insanların, insan ise, yeryüzünde halifelik vazife ve mesuliyetinin gereğini yaptığı takdirde bitkilerin ve hayvanların imdadına yetişmekte, hayatlarının devamına hizmet etmektedir.

54