Dış Dünyada Ve Kendi İçimizde Küçük Bir Seyahat
Kâinatta büyük-küçük her varlık öyle hassas bir mizan ve baş döndürücü bir denge ile mevcudiyetini devam ettirmektedir ki, her şeyin yüzündeki hikmet, maslahat ve âhenk ibrişimlerinden müteşekkil bu genel vaziyeti görüp de Yaratıcıyı düşünmemek, düşünüp de “Allah” dememek mümkün değildir. Bu konuda, şurada-burada bir şeyler aramayı bırakarak, sadece kendi bünyemize bakmamız bile yeterlidir. Şöyle ki: Vücudumuzun bütün faaliyetleri, çok hassas ve birbirine bağlı hormon ve sinir mekanizmalarıyla ayarlanmış ve âhenkle işleyen harika bir sistem arz etmektedir. Bütün organ, doku ve hücreler, kendilerine düşen vazifeyi hiç aksatmadan, apaçık bir gaye ve maslahat istikametinde ve vücudun yapısına, umumi düzenine, hatta herhangi bir yerindeki işleyişe en ufak bir zarar vermeyecek bir âhenk ve mükemmellik içinde sürdürmektedirler. Basit bir saat dahi sanatkârsız düşünülemeyeceğine göre, bir saatten milyonlarca defa daha kompleks insan vücudundaki hayatî faaliyetlerin zembereğini, çarklarını, en uygun şekilde kurup ayarlayan, faaliyet ve netice arasındaki münasebetleri görüp gözeten birinin bulunmayacağını düşünmek, düşünmeye karşı en büyük saygısızlık olsa gerek.
Hele canlılardaki hassasiyet, onların duyu organlarındaki mükemmeliyet ve her canlının kendine en uygun organ ve duygularla donatılmış olması, her şeyin arkasında her şeyi bilen kusursuz bir ilme, bu ilim çerçevesinde mükemmel bir planlamaya ve bu planı kusursuz uygulayan bir kudrete verilmezse, başka neyle izah edilebilir ki?