İçeriğe geç

Tarihî Devr-i Daimlerde Geçici Esaretler

İkinci olarak; Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem), Müslümanların ilelebet sömürücü bir devletin işgali altında kalmaması adına duası kabul edilmiştir. Demek ki O (sallallâhu aleyhi ve sellem), gaybbîn gözüyle bazen mü’min­lerin işgal altında kalacaklarını fakat bunun ile­le­bet devam etmeyeceğini görmüştür. Nitekim hayat-ı seniyyelerinden dört beş asır sonra Müslümanlar peşi peşine Haçlı seferlerine maruz kalmış, ardından da Moğollar gelmiş, hilâfet pay-i tah­tı­nın bulunduğu Bağdat’ı işgal etmişlerdir. Fakat bunların hiçbirisi kalıcı olmamıştır. Ne Haçlıların, ne Mo­ğol­ların, ne de daha sonraki zalim ve mütecavizlerin işgal­le­ri kalıcı olmuş, bir gün gelmiş, Allah’ın izni ve inayetiyle, hep­si sona ermiştir.

Âlem-i İslâm’ı çok ciddi meşgul eden Haçlıların kimisi Kı­lıçarslan’a, kimisi Nureddin Zengi’ye, kimisi de Selahaddin’e toslamış, tersyüz olmuş ve geldikleri gibi gitmişlerdir. Daha sonra Allah (celle celâluhu), Selçukluları güçlendirmiş, onlara üç asra yakın İslâm’ın kaderiyle alâkalı çok önemli bir misyonu eda etme fırsatı vermiştir.

Anadolu Selçuklularının tesirsiz hâle geldikleri, Babaîler isyanıyla bütün bütün felç oldukları, güneşlerinin gurup etmeye yaklaştığı dönemde ise, Söğüt’ün bağrında âdeta bir tırtılın metamorfoz yaşayarak kelebeğe dönüşmesi gibi yeni bir oluşum bütün âfâk-ı âlemde arz-ı endam etmiştir. Evet Osmanlı, âlem-i İslâm’ın kuzeyinde İslâm dünyasının karakolculuğunu yapmış, onu korumuştur. Mâlik bin Nebi’nin ifadesiyle, eğer İslâm dünyasının şimalinde Osmanlı olmasaydı, bugün İslâm dünyası da olmazdı. İnsanlık tarihinde dört asır boyunca bir devleti kıvamında götürme, ne Romalılara, ne Çinlilere, ne Hintlilere ne de başka bir millete nasip olmuştur.

99