Hüsnüzan: En Güzel Bir İbadet
Hususiyle Allah ve Resûlü ile irtibatı olan, Kur’ân’la münasebeti bulunan, kendilerini iman ve Kur’ân hizmetine adamış inanan gönüller hakkında suizanda bulunmaktan, kusur arayıp onları ayıplamaktan fevkalâde sakınmak gerekir. Zira Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), مَنْ عَيَّرَ أَخَاهُ بِذَنْبٍ لَمْ يَمُتْ حَتَّى يَعْمَلَهُ“Kim, Müslüman kardeşini herhangi bir hata ve günahı işlemekle ayıplarsa o, bu ayıbı işlemeden ölmez.”86 sözleriyle ikaz etmiştir. Bu açıdan bir insan, “Ben falanlara şu ayıbı yakıştırdım ama ya millet de beni veya eşimi ya da çocuklarımı böyle bir şeyle ayıplarsa ben ne yaparım!” mülâhazası ile korkmalı, titremeli ve iki büklüm olmalıdır.
Evet, hakiki mü’min, her kim olursa olsun, başkaları hakkında çok dikkatli düşünmeli ve temkinli hareket etmelidir. Bilindiği üzere hep uyanık olma anlamına gelen teyakkuz, sofiliğin ilk basamağıdır. Mü’min, Allah yolunda yürürken sürekli gözleri açık olarak yürümeli, düşüncelerini mümkün oldukça hüsnüzanna bağlamalı, kat’iyen suizan günahına girmemelidir. Zaten Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, حُسْنُ الظَّنِّ مِنْ حُسْنِ الْعِبَادَةِ “Hüsnüzan sahibi olması, kişinin kulluğunun güzelliğindendir.”87 buyurmak suretiyle bize yüce bir ufuk olarak hüsnüzannı göstermektedir.