Bununla birlikte yılan gibi zehirlemekten lezzet alan ve sürekli başkalarını boynuzlamaya çalışanlara karşı temkinli davranmayı ve onlara karşı setler oluşturmayı da ihmal etmemeliyiz. Fakat sizin bu konuda temkinli hareket etmeniz, hakkınızda türlü türlü komplolar plânlayan insanların hidayetleri adına duada bulunmanıza mâni olmamalıdır. Bundan dolayıdır ki, elli senedir aleyhimde yazı yazan insanlarla ilgili aklıma Cehennem’e gitmeleri yönünde bir düşünce geldiğinde hemen, “Hayır yâ Rabbî! Bahtına düştüm, ne olur Cehennem’le onlara azap etme! Kalblerine iman koy, onları da imanla serfiraz kıl!” diye dua ediyorum.
Fakat yaşadığınız mağduriyet ve mazlumiyetler karşısında Allah size farklı bir tercih hakkı da lütfetmiştir. İsterseniz, “Allahım, onların haklarından gel, onları hezimete uğrat, birliklerini paramparça hâle getir, cemiyetlerini dağıt, düzenlerini başlarına yık!” diyebilirsiniz. Bütün bunları söylemek sizin hakkınızdır. Çünkü وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِه۪“Ceza verecek olursanız, size yapılan muamelenin misliyle cezalandırın.”88 âyet-i kerimesi mucebince, birileri size işkence ediyor, eza ve cefada bulunuyor, değişik komplolar hazırlıyor, hile ve tuzaklar kuruyorlarsa, onları bozacak, tersyüz edecek, kendi başlarına dolayacak duada bulunmak da sizin hakkınız olur. Bununla birlikte âyet-i kerimenin devamında, وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِلصَّابِرِينَ “Şayet sabredecek olursanız bu, sabredenler için işin en hayırlısıdır.” ifadeleriyle de –şahsî haklar noktasında– dişinizi sıkıp sabretmenizin, centilmenlikten vazgeçmemenizin sizin için daha hayırlı olduğu ifade buyrulmuştur.
82 Müslim, birr 139; Ebû Dâvûd; edeb 77; Muvatta, kelâm 2.
83 Buhârî, meğâzî 45; Müslim, îmân 158-160.
84 Hucurât sûresi, 49/12.
85 Buhârî, hudûd 4-5; Abdurrezzak, el-Musannef 7/381, 9/246.
86 Tirmizî, sıfatü’l-kıyâme 53; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 7/191.