İçeriğe geç

Bunların yanı sıra görülüp duyulan şeyleri anlamanın esas unsuru da akıldır. Fakat aklın da kendisine göre belli bir dairesi vardır. O, elde ettiği bilgileri şer’-i şerifle test etmediği sürece her zaman yanılabilir. O yüzden ona kendi kıymet-i harbiyesine göre bir değer vermek gerekir. Diğer yandan da aklı, bütün fonksiyonlarını eda etmeden azlettiğiniz zaman, sahip olduğunuz mekanizmanın veya sistemin bir tarafını felç etmiş olursunuz. Dolayısıyla böyle bir sistemin kendisinden beklenen fonksiyonu eda etmesi mümkün olmaz. Nasıl ki, bütün parçaları yerinde olmasına rağmen gaz pedalı bulunmayan bir araba hareket etmezse, insanın sahip olduğu sistemin önemli ayaklarından birisini oluşturan akıl, kendisinden beklenen fonksiyonu eda etmediği takdirde umumi sistem de felç olacaktır.

Vicdan

Bu sistemin diğer bir ayağını da vicdan oluşturmaktadır. Hazreti Pîr’in ifadesiyle vicdanın his, irade, şuur ve latîfe-i rabbâniye diye dört rüknü vardır.92 Latîfe-i rabbâniyenin de, ayrı bir derinliği olan “sır”, –Allahu a’lem– sıfât-ı sübhaniyeye nâzır olan “hafî” ve Zât-ı Baht’ı arama ufku diyebileceğimiz “ahfâ” derinlikleri bulunmaktadır. Bizim gibi ümmilerin bu meselelerden habersiz olmaları, bunların olmamasına delâlet etmez. Zira bu ufukları ihraz eden insanlar, ruhî tecrübeleriyle bunları bize haber vermişlerdir.

128