İçeriğe geç

Aczinin ve fakrının farkında olan sıradan bir insanım. Do­la­yısıyla bazı ithamlar, tabi ki beni çok üzüyor, ruhuma pek ağır geliyor. Fakat bir mü’min, her şeye rağmen Allah’ın ah­lâ­kıyla ahlâklanmalıdır. Nasıl ki, Cenâb-ı Hak, isyankâr, günah tutsağı, âsi kullarına bile kulu, mahlûku nazarıyla bakıyor, onları da yedirip içiriyor. Mü’min kul da başkalarına bu za­vi­yeden yaklaşmalı. Haksızlıklar, zulümler ve zorbalıklar karşısında çok bunaldığı anlarda bile, hasımca davrananları, en fazla, Allah’a havale etmeli. “Allahım, ehl-i imana karşı düşmanca davrananları Sana havale ediyoruz.” demeli. Şuna-buna takılmadan, zihnini onlarla meşgul etmeden kendi yapması gereken işlere odaklanmalı, doğru bildiği yolda elif gibi dimdik yürümeye devam etmelidir.

6 Tirmizî, menâkıb 68; İbn Mâce, menâsik 103; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/305.

7 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.616 (Tahliller).

20