İçeriğe geç

İslâm beş temel esasa dayanır. Bunlar olmadan ve yaşanmadan İslâm’dan ve İslâmî sistemden bahsetmek mümkün değildir. Sadece Mekke devri gibi bir kısım geçiş dönemleridir ki, insanların kalbinde iman esasları oturaklaşacağı âna kadar; başka bir deyişle fertler, Allah’tan gelecek emirlere hazır olacakları zamana kadar bu temel prensiplerle mükellef tutulmamışlardır. Ama iman bazında oturaklaşma temin edildikten sonra bu beş temel esastan asla taviz verilmemiş ve verilemeyeceği de fiilen gösterilmiştir.

İslâm’ın şartları olarak bilinen bu beş temeli Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu hadisleriyle anlatmaktadır: “İslâm beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in de Allah’ın Resûlü olduğuna şehadet, namaz kılmak, zekât vermek, hac ve Ramazan orucu.”189

Bunların her birinin tekeffül ettiği hususlar ayrı ayrıdır ve ancak hepsi tamamıyla yerine getirildiği zaman İslâm’dan beklenen semere tam olarak elde edilmiş olacaktır.

Dolayısıyla bu beş temel esastan birisi yerine getirilmediği zaman gerçek mânâda bir İslâmiyet’ten bahsetmek mümkün değildir. Fertlerden, bir bütün olarak İslâm’ı yaşamaları istenmektedir. Zira bu beş temel esasın her biri, diğerinin de lüzumuna şahittir. Aksi durum yani bunlardan birini dahi kabul etmemek ise, diğerleri hakkındaki imanın da sıhhatine dokunan bir husustur.

F. İbadet Olarak Zekât

İbadetler, bilinegeldiği üzere sadece bedenle yapılan, sadece malla yapılan ve hem mal hem de bedenle yapılanlar olmak üzere üç nevidir. Namaz ve oruç gibi ibadetler bedenle; zekât malla; hac ise hem beden hem de malla eda edilen birer ibadettir. Namaz ve oruç gibi ibadetlerin de mâlî bir kısım yönlerinden bahsetmek mümkün ise de, burada doğrudan konumuz olmadığı için şimdilik geçiyoruz.

116