İçeriğe geç
33. Bölüm

İnançsız birine önce neyi, nasıl anlatmalı?

Sorunun cevabına geçmeden önce bazı hususları belirtmek faydalı olacaktır.

Evvelâ inançsızlığın çeşitleri vardır: Şahsın hususî kanaati, iman karşısındaki davranışları; inanılacak şeylerin bütününe inanıp inanmama gibi halleriyle çeşitlilik arz etmektedir.

İman esaslarına karşı alâkasız olan birisi, o esasları kabul etmeyen bir diğerinden farklı olduğu gibi böyle bir şahıs da, o erkânın bütününü reddeden ve yok kabul edenden tamamen farklıdır.

Daha değişik bir ifade ile bu hususu şöyle bir tertibe tâbi tutmak da mümkündür;

1- İnanılması gerekli olan şeylerin varlığını düşünmeden, sırf bir alâkasızlık ve lâubâlilikten doğan inançsızlıktır ki; büyük bir kısmı itibarıyla muhakemesizlerin, budalaların veya hevâ ve hevesinin esiri zelil ruhların ve sefil akılların işidir. İnanç adına bunlara bir şeyler anlatmak oldukça zor, belki de imkânsızdır. Bunların davranışlarına insiyakilik hâkimdir. Kitlenin ağır baskısıyla hareket eder, onunla oturur, onunla kalkarlar.

2- İnanç esaslarını kabul etmeyenlerdir. Bunlar hangi sâikle bu duruma gelirlerse gelsinler, münkir ve mülhittirler.

3- İnanılması gerekli olan şeyleri yok kabul edenlerdir ki; eski devirlerdeki emsallerine nispeten günümüzde bunların sayıları da oldukça fazladır.

Bu son iki bölümde ele alınan inançsızları, ayrıca;

a) Her şeyi maddeye irca eden ve hiçbir metafizik hâdiseye inanmayanlar,

b) Bazı metafizik ve parapsikolojik hâdiselere inananlar, diye ikiye ayırmak da mümkündür.

İnançsızlık, günümüzde, azgınlaşan insanoğlunun en bariz vasfıdır. Ve asrımızda gençliğin, bunalım sebeplerinden birisidir.

199