İçeriğe geç

Gece yarısı çocuk ağlamaya başlayınca, bazen baba oda değiştirir. Anne ise yattığı odadan çocuğun odasına koşar. Belki bazen sabaha kadar onun başında durur. O çocuğuna karşı çılgınca bir şefkat taşır. Hatta hikâye ederler: Çocuk anasını kesmiş, doğramış da sıra ciğerine gelince bir bıçak da oraya atmış. Ancak, bu arada kendi elini de kesmiş. Can havliyle “Anam” demiş. Ciğerden ses gelmiş “Yavrum” ve kesilen elin üzerine sarılıvermiş. Bu elbet bir hikâyedir. Ancak kimsenin şüphesi olmasın ki, hakikaten böyle bir canavar evlât, anasına bu zulmü yapsa, sonra da başına bir iş gelse ona herkesten evvel sarılıp “Yavrum” diyecek olan yine anadır. İşte, bu duyguyla kadın erkekten üstündür. Bu üstünlük yerinde kullanıldığı zaman da büyük hayırlara vesile olacaktır.

Kadın, nesil yetiştiriyor. İyi bir talim ve terbiye ile onları insanlığın evcine çıkarıyor. Erkek hayatının büyük bir bölümünü dışarıda geçirir. Hâlbuki kadın sabahtan akşama kadar bir tül gibi evlâdının başında titrer ve ona insanlığa giden yolları gösterir.

Cihangirleri anneler yetiştirir. Büyük insanları, İnsanlığın İftihar Tablolarını hep anneler şekillendirir. Kadın kendine ait bu meziyetlerle, erkek de yine kendine ait kabiliyetlerle örfâneye iştirak ederse, bu bütünleşmeden Cennet ikliminin yaşandığı bir aile ve fazilet topluluğu cemiyet vücuda gelir.

Erkek kadınsız, kadın da erkeksiz eksiktir. Onun içindir ki, her şeyin mükemmel olduğu Cennet’te Hz. Âdem’den hemen sonra Hz. Havva Validemiz yaratılmıştır. Eğer ilk yaratılan Havva olsaydı, şüphesiz hemen ardından da Âdem yaratılacaktı. Zira her ikisi de birbirisiz olamazdı…

119