Ve yine ilim adamları, bir gün bütün kâinatta, maddenin anti-maddeye galebe edeceğinden bahsetmektedirler. Hâlbuki onların sözlerini teyit eden hiçbir delilleri de yoktur. Bunu şunun için söylüyorum; acaba ilim adamları her şeyi biliyorlar mı ki, böyle bir neticeyi hemen kestirip atıyorlar.
Haydi onların bazı dediklerini kabul edelim. Yeryüzünde madde daha çoktur, antimadde ise daha azdır. Ama bir de ileri sürdükleri hususlar üzerinde düşünelim. Meselâ onlar diyorlar ki, kâinat yaratılırken madde ve antimadde birbirine mukabil yaratıldı. Diyelim ki madde tarafında iki bin iki tane madde vardı; antimadde tarafında ise bu oran iki bin taneydi. Sonra madde antimaddeyi yedi, tüketti. Sonunda madde, anti-maddeden sadece iki tane fazla kaldı ve bu fazlalıktan dolayı, kalan iki fazla maddeden bu âlem vücuda geldi. Böylece de, madde antimaddeye galebe çalmış oldu. Aslında hiç de böyle bir durum yoktur. Çünkü, eğer böyle bir şey olsaydı, yeryüzünde antimaddeden bahsetmeye imkân olmazdı. Zira, iddiaya göre antimadde baştan bütünüyle yok edilmiş sayılıyordu.
Bir de şöyle düşünelim. Antimadde düşüncesi maddenin karşısında; antiatom düşüncesi atomun karşısında bize sırlı bir âlemden bahsetmektedir. Biz maddî ve görünen varlıklarız. Niçin acaba cinler, antimaddeye yakın bir şeyden yaratılmış olmasınlar? Neden meleklerin nurdan yaratıldığını kabul etmeyelim? Neden onlar bizi yok edebilecek güçte olmasınlar?