Keşke birilerinin “Hak, adalet!..” dedikleri eyyamda ve mü’mine saygı türküleriyle dört bir yanı velveleye verdiklerinde olanlar ve olacaklarla hâdiselerin Kerbela’ya doğru kaydığı vaktinde sezilebilseydi; masumlar şehit olmayacaktı, “Âb-ı Revân” da kan çağlayanına dönmeyecekti!.. Ama olan oldu; mezâlim ve mesâvî gidip “gayretullah” ufkuna ulaştı. Gayrı bundan sonra bize, sekine-temkin, tevekkül-teslim, tefviz ve sika serasına sığınarak اَلْخَيْرُ فِيمَا قَدَّرَهُ اللّٰهُ“Hayır Allah’ın takdir buyurduğundadır.”83 deyip, şirazeden çıkmışlar hakkında Cenâb-ı Hak’tan ekstra lütuflar bekleme kalıyor ki bu da gerçek bir mü’min tavrının lazım-ı gayr-ı müfârıkı olsa gerek…
80 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.616 (Tahliller).
81 Necm sûresi, 53/9.
82 Kehf sûresi, 18/6.
83 Bkz.: Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-merfûa s.196; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/478-479.