İçeriğe geç

Kendini, kendine has derinlikleriyle okuyup keşfedememiş bahtsızların o Biricik Yâr-ı Vefadâr’ı bilip O’na dilbeste olmaları, cismanî ve hayvanî yönlerinden sıyrılarak yaratılış gayeleri istikametinde yol almaları; bütün beşerî vartaları aşarak kanat çırpıp O’na doğru vuslata koşmaları imkânsızdır, özel bir teveccüh inayeti olmadığı takdirde.

***

İnsanın ciddi tefekkür ve tedebbürlerle kendini doğru okuyup değerlendirmesi, o Biricik Doğru’yu bilip O’na yönelmesi adına hayatî bir yol ve yöntemdir. İnsan böyle bir bakış açısı ve bu bakış açısına lütfedilen iman ve marifetle, ne için yaratıldığını, kendinden istenen ve beklenen hususların neler olduğunu ve nebilerin soluklarıyla vicdanlara duyurulan şeylerin neden ibaret bulunduğunu anlar; varlık içindeki yerini, konumunu hecelemeye başlar.. adım adım, fasıl fasıl bütün benliğiyle mihrabına yönelir.. ve yaratılış gayesini idrakle salar kendini Gayeler Gayesi’ne ulaştıracak çağlayana. Yürür bu iç içe keşif yollarıyla; anlar maddî-manevî derinliklerin, varlık muammasının sırlı birer anahtarı olduğunu. Mahiyet enginliklerine her yelken açışında farklı bir kısım çağrılarla daha derinlerden davet mesajları alır; bir sonsuzluk yolcusu mülâhazasıyla bütün faniyât u zailâta sırtını döner; çözülmelere karşı çözülmez seralar oluşturur.. ve sorgulamaya durur nefsini, nasıl yaşaması, nasıl davranması gerektiği hususlarında.. değişik analizlerden geçirir kendini.. farklı sentezlerle katlar metafizik gerilimlerini.. bakıp görenler nezdinde bir “muktedâ bih” görünümü sergiler.. uyarır uykuda olanları sabâ nağmeleriyle.. ve yönlendirir Hakk’a, kibirden, gururdan, ucubdan arınabilmiş gönülleri…

138