Sahabi, başlatılan bir ibadetin daha sonraları da devam ettirilmesi gerektiğini çok iyi anlamıştı. O dönemin âbid ve zâhidlerinden sayılan Abdullah ibn Amr ibn Âs, her gün oruç tutmak ve sabaha kadar namaz kılmak istiyordu. Dahası, babası evlendirdiği zaman, günlerce hanımının yanına gitmemişti. Bu durumu hanımı, kayınpederi vasıtasıyla Aleyhissalâtü ve’s-Selâm’a şikâyet mahiyetinde intikal ettirince Abdullah ibn Amr ibn Âs, Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellemin huzuruna gitme mecburiyetinde kalmış ve Peygamber Efendimiz, hanımının yanına gitmediğinden ötürü ona itapta bulunmuştu. O gün Allah Resûlü ondan farzların dışındaki ibadetlerini azaltmasını istiyor; o ise daha fazla ibadette ısrar ediyor ve “Daha fazlasını yapabilirim ya Resûlallah” diyordu. Nihayet Allah Resûlü onu, bir gün oruç tutup bir gün yemeye; gecenin sülüsünü (üçte birini) yatıp bir diğer sülüsünü ihya etmeye ikna etti.10 Ancak bu muhterem sahabinin, yaşlandığı zaman başka bir sahabiye şöyle dediğini görüyoruz: “Keşke Resûl-i Ekrem’in dediğini kabul etseydim. Çünkü yaşlanınca bu şekilde devam ettirmek oldukça zor. Ama yine de nafile olarak yaptığım şeyleri aksatmak istemiyorum. Beni nasıl bıraktıysa Allah Resûlü’nün öyle bulmasını isterim.”11
Dipnotlar
- 10 Buhârî, savm 55, fezâilü’l-Kur’ân 34; Müslim, sıyâm 182.
- 11 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/158; Ebû Nuaym, Hilye 1/285-286.