Medine’nin Gülü ve gönlümün çiçeği.. O olmasaydı âlemin ne değeri olurdu.. evet, neyleyeyim O’nsuz dünyayı. Zaten O olmasaydı biz yaratılmazdık.. ve O olmasaydı hilkatin sırrını hiçbir zaman öğrenemezdik.. ve yine O olmasaydı varlığı bir kitap gibi okuyamaz; onu bir meşher gibi mütalaa edemez; o kitabın satır ve sayfaları arasında O’na giden yolları bulamazdık. O olmasaydı Cennet’i duyamaz, Cehennem’e karşı ürperti hissedemezdik. Cennet’in yolunu kesen mekarihi sevemez, Cehennem’i çepeçevre saran şehvetlerden uzak kalamazdık. Cemâl nedir bilemez, rıdvan nedir duyamazdık.. hâsılı, O olmasaydı biz de hiçbir şey sayılmazdık. Zira O, لَوْلَاكَ لَمَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ “Eğer sen olmasaydın varlığı yaratmayacaktım.”14 hakikatinin muhatabıdır.
Evet O, Gönlümüzün Gülü’dür. Ne mutlu bizlere ki, bizi götüren geminin dümeninde O’nun gibi bir kaptan var ki o gemiye binen mutlaka kurtulur. Bir rıhtımda o geminin ayrıldığını görüp de ona ulaşamayan ise hüsran içinde kalır.
Bu itibarla da O, her gece hayalde ve düşlerde dolaşmalı. O’nun âşıklarından Hz. Enes, “Rüyama girmediği gece yoktur.” der.. ve yine o kutlulardan birisi olan Hz. Ebû Hüreyre de “O hep benim rüyalarımı süsler.” diyerek mazhariyetini ifade eder. Bu insanların hepsi tıpkı bir mecnun gibi O’na gönülden bağlı ve tutkundurlar. Edip Eddâî’in dediği gibi “O’nu gerçek sevenler su içtikleri kâsenin dibinde bile O’nun gül cemalini görürler.”
Dipnotlar
- 14 Aliyyülkârî, el-Masnû’ s.150; el-Esrâru’l-merfûa s.295; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 2/214.