İçeriğe geç

Cemiyet hâlinde yaşamaya mecbur olan insanların, aralarındaki muamele ve münasebetleri tanzim, hayat kanunlarını talim ve cemiyeti tam bir adalet, hakkaniyet temelleri üzerine oturtmak için, Allah tarafından peygamberler gönderilmiştir. Bu peygamberlerin, bebeklik ve çocukluk dönemlerinde karşılaştıkları şeyler, onların ileride üstlenecekleri misyonu yerine getirmede âdeta bir ön hazırlık olmuştur. Meselâ; peygamberlerden bazılarının hayat serencamelerine baktığımızda, babalarının annelerinden önce öldükleri ve bu sebeple de, annelerinin himayesinde büyüdükleri görülür. Meselâ, Hz. Musa, annesinin ellerinde bir yetim olarak büyümüş; Hz. İsa, zaten bir mucize olarak babasız dünyaya gelmiş; Efendimiz’in babası da, henüz O, dünyaya teşrif etmeden vefat etmiştir.

Burada ince bir noktaya dikkatlerinizi istirham ediyorum. Anne, çocuğuna karşı babadan daha şefkatlidir. Bir ölçüde babanın iradesi daha güçlü olduğu için, şefkatini onunla bastırarak çocuğuna karşı duyarlılığını tam hissettirmeyebilir. Annenin şefkat adına iradesini, baba kadar zapturapt altına alamaması, tabiatı gereği olduğu gibi çocuğun yetiştirilmesi adına da çok önemlidir. Zira baba –büyük ölçüde bugüne kadar öyle olmuştur– ailesinin maişeti için devamlı dışarıda bulunmasına karşılık anne, hep evde olması hasebiyle, çocuğa karşı büyük bir güven kaynağı olagelmiştir. Hele bir de babanın öldüğü düşünülecek olursa, anne, babanın boşluğunu da kapatmaya çalışacağından onun çocuğuna karşı şefkati âdeta ikiye katlanır.

Bir çocuğun şuur altı beslenme döneminin 1-10 yaşları arasında olduğu düşünülecek olursa, daha sonra ümmetine rehberlik yapacak olan bir nebinin babasız olarak, şefkat kahramanı bir annenin himayesi altında büyümesi, peygamberlik mesajının gönüllere duyurulması açısından çok önemlidir; Zira onlar, şefkatlerini peygamberlikleri döneminde oluk oluk ümmetinin sinelerine akıtacaklardır.

32