Otokontrol sisteminin fert ve toplum plânında uygulanmadığı ülkelerde sosyal ve ekonomik alanlarda bozulmaların görülmesi, fertlerin her türlü tefekkür ve tetkikten uzak, gafilâne bir şekilde gönül-kubûr bir hayat yaşamaları kuvvetle muhtemeldir. Zira kim ne derse desin, hayatın her karesinde karşılaşılan arızaların kaynağı insandır. Bu itibarla da problemlere çözüm aranırken insan kat’iyen göz ardı edilmemeli ve her mesele onunla irtibatlandırılarak ele alınmalıdır.
Göz Nimeti
Çoğu zaman farkında olamadığımız, bize Allah’ın bahşettiği lütuflardan biri de göz nimetidir. Kur’ân-ı Kerim, gözü nimet sadedinde şöyle zikreder: “Biz o insana görmesi için gözler vermedik mi?”5
Eski yıllarda “Bütün Dünya” diye bir mecmua çıkardı. Daha sonraları Zafer mecmuasının bu dergiden iktibas ettiği bir makalede âmâ birisinden şunlar naklediliyordu: “Gözlerim sadece üç gün görse idi, birinci gün tabiatı temâşâ ederdim, ikinci gün akrabâ u taallukâtımı ve üçüncü gün de anne-babamı görmek isterdim.” O zaman bu ifadeler, benim rikkatime çok dokunmuştu. Zannediyorum bizler, görme nimeti elimizden alınmadığından –Allah almasın!– o isteğin ne mânâya geldiğini anlamakta zorlanırız.
Evet! Gözleri olmayan bir kimse, “Güneş” kelimesinin ne anlama geldiğini bilemeyecek ve gece-gündüzün nasıl olduğunu hiçbir zaman hissedemeyecektir. Gökyüzündeki ayı, o şairane ilhamlarıyla hiç duyamayacaktır. Sevdiklerinin yüzünü göremeyecek, anne ve babasını tanıyamayacak, “Acaba bunlar nasıl insanlar?” diye düşünemeyecektir. Bunun gibi daha pek çok güzellikleri de zihninde canlandıramayacaktır. Binaenaleyh her insan, bu nimetin şuurunda olarak onun kadr u kıymetini bilmeli ve şükrünü hakkıyla eda etmelidir.