Bu duygu ve düşünceden hareketle Mahatma Gandhi’nin kendi kalemiyle yazdığı hayatını anlattığı kitapta geçen ve bana çok dokunan şu satırlarını, dikkatlerinize sunmak istiyorum: Muhammed Ali Cinnah, Pakistan’ı Hindistan’dan ayırırken Gandhi ona yana yakıla şöyle der ve âdeta inler: “Cinnah! Bir bıçak al, başıma koy, beni tepeden tırnağa ikiye böl ama Hindistan’ı bölme!”
Samimî bir şekilde ifade ettiğim hislerimden biri de şu olmuştur: Ben, Türkiye’nin bir yanından bir parçasının herhangi bir ırkçılık hesabına bölünmesi ya da başka bir mülâhazayla doğuda veya Güneydoğu’da bir avuç toprağın kopup gitme ihtimali karşısında, aynen Gandhi’nin dediği gibi “Keşke, testereyle beni ikiye bölseler de ülkemizden bir avuç bile toprak gitmese!” demişimdir. Zira o toprakla beraber insanımızın duygu ve düşüncesi sarsılacak ve parçalanma düşüncesi içine girecek.. bölenler ve bölünenler bir kere daha başkalarının piyonu hâline gelecek ve hasımlarıyla hesaplaşma mevzuunda kat edilen mesafenin gerisinde kalarak elde edilen şeylerin hepsi kaybedilecektir.
Araştırma ve Kitap Okuma Usûlü
Günümüzde dinî ilimler sahasında halledilmesi gerekli olan pek çok mesele ve bu meselelerin çözüme kavuşturulabilmesi için de milletin irfan hayatına yeni ufuklar açabilecek araştırmacılara ihtiyaç var.
Araştırmacı, öncelikle Arapçayı, asıl metinleri anlayabilecek kadar iyice öğrendikten sonra, günde en az beş-on saat kaynak kitapları orijinal metinlerinden okumalıdır. Kitaplar okunurken de anlaşılamayan yerler, işin ehli uzmanlara sorulmalıdır. Okuma işlemi anlayarak yapılmalı, okunulan bilgiler de ya not edilerek ya da başka birisine anlatılarak pekiştirilmeli ve benliğe mâl edilmelidir. Çünkü bilginin, bilinerek ve şuurlu bir şekilde doğrudan doğruya idrak edilerek insanın hafızasında ve kalbinde kendisini hissettirmesi çok önemlidir.