Değişik huy ve fıtrattaki insanlara hizmet edenlerin katlanmaları gereken, aynı zamanda büyük sabır gerektiren durumlardan bir diğeri de, herkesi kendi konumu içinde, ahlâkı, huyu, tepki ve tavırlarıyla iyi tanıma ve her insana fıtratına göre muamelede bulunmalarıdır. Herkes çehre, hareket ve bakışlarıyla mutlaka kendi karakterini ortaya koyar. Basiretle bakılabildiği takdirde birçok kimsenin tavır ve davranışlarında yalanın döküldüğü görülebilir. Ama şu da unutulmamalıdır ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bilmesine rağmen hiçbir zaman münafıkları açığa vurmamıştır. Böyle durumlarda insan, zorlardan zora talip olmalı ve çevresindeki insanlardan ziyade kendi içindeki yılanı ve çıyanı görmelidir. Yaratılış itibarıyla insan hep karşısını görmeye kilitlenirse kendi levsiyatını göremez. Büyüklerimizin ifadesi ile “Kimse ayranım ekşi demez.”
Evet böyle durumlarda yapılması gereken, insanın kendini okumasıdır. Onun için Üstad Hazretleri: “Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku… Yoksa hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimali var!”11 der.
Türbe Ziyareti ve Bir Hakikat
Yaşar Hocaefendi ile aramızda geçen bir hatıradan hareketle küllî bir hakikate küçük bir işarette bulunmak istiyorum: