Bazen insan öyle şeylere karşı hırs gösterir ki haddizatında bunun, onun mânevî hayatında bir arpa kadar dahi değeri yoktur. Meselâ bir insanın dünyevî-uhrevî hiçbir kaygı gözetmeksizin “Sosyal hayatta kademem şöyle olsun.. hayatı şöyle yaşayayım.. çok kazanayım, her imkâna kavuşayım..” gibi temennileri, ona kaybettiren zararlı birer hırs ifadesidir. İşte bu mânâdaki hırs, haybet ve hüsrana sebebiyet verir ve insana bir kazandırsa da çok alanda kaybettirir. Öte yandan, takdirle karşılanan bir kısım hırslar da vardır ki, insan bunlarla Allah Resûlü’nün mübarek bir vasfını ihraz etmiş olur. Evet! Cenâb-ı Hak (celle celâluhu), Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ “Size karşı çok hırslı…”19 buyurmaktadır ki, Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların iman etmesine, âlemin O’nun nuruyla nurlanmasına, herkesin sırat-ı müstakîme ulaşmasına, hiç kimsenin gözünün kapalı kalmamasına, inananların zikzaklar çizmemesine, herkesin gözünü açıp Allah’ı görmesine ve doğru yolu bulup Allah’a ulaşmasına karşı çok hırslıydı. İşte hırsın böyle mukaddes olanı da vardır ve herkes tabiatındaki bu duyguyu böyle ulvî bir gayeye yönlendirmelidir.