İçeriğe geç

Bu itibarladır ki, beşeri, “vicdan” ile idare etmeyi düşünenler, onun karşısına vicdanlar sayısınca yollar çıkardıkları için onu irşad, hidayet ve bir yola sevk etme yerine yanlış yollara götürmüşlerdir. “Akıl, her meseleyi halleder.” diyen rasyonalistler, kalbi ve ruhu anlamayıp, insana tam nüfuz edemeden, sırf akılla yola çıktıklarından dolayı onlar da yolda kalmış ve hiçbir meseleyi halledememişlerdir. Aslında akıl, sadece vaz’-ı ilâhî olan dini anlamak için bir alettir. Akıl, dini ve Allah’ın kanunlarını anlayarak dinin ruhundaki diyanete ulaşacaktır. Vaz’-ı ilâhî olan din ise beşere her yönüyle cevap vermektedir. Beşer, akıl ve iradî davranışlarıyla, yani kesbiyle diyaneti kazanmakla sorumlu tutulmuştur. Zaten diyaneti olmayan bir dinin ve dini olmayan bir diyanetin yaşamaya da hakları yoktur. Din ve diyanet çok büyük bir hakikatin iki yüzüdür. Din bir vaz’-ı ilâhîdir, yani Allah’ın kanunu ve şeriatıdır. Onu hayata hayat edinmeye gelince, o da beşerin kesbidir ki, buna da “diyanet” denir.

143