İçeriğe geç

“Mâlik” kelimesinde melik ve mâlik olmak üzere iki okunuş vardır. “Melik”, “Mülk” kelimesinden, “Mâlik” de “Milk” kelimesinden türemiştir. Melik, devlet reisi, devlet idarecisi, tedbir ve hazırlık yapan, devleti yürütüp yöneten ve idare eden zât demektir. Bu kelimenin kendinden türediği kök “Mülk”tür. Bir melik varsa muhakkak onun bir mülkü ve memleketi vardır. Şeriatta buna “dâr”, Müslüman olan bir melikin hâkim olduğu bir memlekete de Dârü’l-İslâm denir. “Milk”e gelince o, geçimlik ve mal gibi şeylere denir. Mülkün sahibine de “Mâlik” denir.

Allah (celle celâluhu) bir tek âyet içinde hem “melik”i hem de “mâlik”i zikretmektedir. Zira melik olmazsa, ne mâlik, ne milk, ne de mülk olur. İlk defa bir melik olacak, devletini, milletini düzene ve nizama sokacak ve belirli hakları bir kısım fertlere taksim ve tayin edecek, herkes kendisine tayin edilen haklara sahip çıkarak sahip çıktığı hakkın mâliki olacak… Devlet reisi o mülkün mâliki olmakla beraber aynı zamanda meliktir. Herkes de kendi hissesine düşen şeyin sahibi mânâsına mâliktir.

Burada çok ince bir hususa dikkat edilmelidir. Allah bu âyetinde, kendisini yeryüzünde temsil edecek olan insanın kuracağı devlet sistemini ve bu sistemin esaslarını da tespit ediyor. Aslında devletleşme de, Cenâb-ı Hakk’ın insanlara emaneten verdiği meliklik ve mâliklik (sahiplik) mânâlarıyla Mâlikiyet unvanının bir tezahüründen ibarettir.

Eğer devlet sadece mâliklik esasına dayandırılırsa bundan liberalizm devlet anlayışı doğar. Bu sistemde sadece esas olan fert ve ferde ait olan haklardır.

145