İçeriğe geç
14. Bölüm

Gözyaşları

GÖZYAŞLARI

Hakk Rahmeti’nin insan gözünde damla damla olmasıdır gözyaşları.

Dilin, duygunun ve gönlün el ele, yüz yüze birleştiği, iç içe girdi ânın çiçekleşmesi üzerinde jâledir gözyaşları…

Cennet hûrilerinin kulaklarındaki küpeler, göz damlalarının yanında toprak kadar aşağı ve değersiz kalır!..

Heybet, korku, saygı ve sevgi gibi insanı duygulandıran, gönül tasını yakan ve kâlbden sefil arzuları sıyırıp atan, ulvî hislerin çepeçevre ruhu sardığı ânın şehâdet kanıdır gözyaşları…

Bulut bulut yükselip, Hakk Rahmeti’nin eteklerine dudak gezdiren, bu fanî âlemin bekâya mazhar pırlantalarıdır gözyaşları…

Bu tuzak ülkesinde, böylesine pervaz edişlerle arşiyeler yapıp, nazlı nazlı lâhut âleminin kapısını çalmak başka hangi fâniye müyesser olmuştur?..

Eserinde esrarını izlemek; buldukça aramaya istek kazanmak ve Yunus diliyle Deryada mâhî ile, Sahrada âhû ile O’nu yâd etmek, inlemek… Her yerde O’nun haberini sormak ve sonra çözülen her düğüm karşısında buzlar gibi erimek… Sel olup çağlamak, başını taştan taşa vurup ağlamak… Tıpkı Yunus gibi, Celâleddin-i Rumî gibi, devrin Büyük dertlisi gibi yanmak, kavrulmak… Hangi saadet bundan daha tatlı, hangi haz bundan daha içten olabilir?

Annenin ağlaması içten içedir; riyâsız, âri ve durudur. Onun her iniltisinde binlerce ney feryadı gizlidir. Yavru da ağlar. Hem de dünyaya gelir gelmez… İyi güne ereceğine, saadet göreceğine, yahut başına geleceklere, ihmâl edilişine belki de atalarının günahına ve çevresinin körlüğüne…

Ak alınlı, ak duvaklı geline, ananın en kıymetli hediyesi ayrılık gözyaşlarıdır. İnce gelin, hayatının sonuna kadar, o saflardan saf, inci danesi gözyaşlarını unutamaz. Onları unuttuğu gün, anayı da unutur, atayı da…

112