İçeriğe geç
29. Bölüm

Yaşlılık

YAŞLILIK

Vazifeyi bitirip ücreti bekleme, dünya ve içindekilerden sıyrılıp, Rahmân’ın rahmetine müteveccih olma zamanı sayılan yaşlılık hâli, bir bakıma insanın en neşeli anıdır. Onu dışından ele alıp mütalâa edenler alabildiğine hoyrat gösterebilir. Haddizatında o, tıpkı hazan mevsiminde olduğu gibi, yaprak yaprak dökülüşün, çiçek çiçek soluşun, alabildiğine bir ihtişamla yeniden varoluşun remzidir.

Yokluğu yok etmişler için yurt değiştirmeden, cilt değiştirmeden acı duymak şöyle dursun, ders alıp irfana ermişlerin bin can ile arzuladıkları bir meseledir o. Dökülen siyah saçlarından, kaybettiği gençliğinden ve güzelliğinden müteessir olanlar, sonsuza ermedeki gerçek hazzı kavrayamamış nâdânlardır. Olmanın ölümde; filizlenmenin çürüyüp yok olmada saklı bulunduğunu sezenler, bu oda değiştirmeyi gülerek karşılamış ve ruhun asıl vatanına geçişi iz’anına varmışlardır. Bu noktadan başlarındaki ikaz edici her beyaz nur, Cennetlerin ufkundan yorgun dimağın mahfazasına aksetmiş bir lem’a sayılmış ve ebedî istirahat âlemine karşı onlarda ciddi bir iştiyak uyanmıştır.

Peygamberler babası Hazret-i İbrahim (as) başındaki beyaz tüyün melekler katında olgunluk, saygı, değerlik ve vakar nişanı olduğunu öğrendiği an Vakarımı arttır Allah’ım demiştir. Hakk’ın kendi yolunun ak saçlılarına azap etmeyeceği müjdesini bize ulaştıran Yaratılışın Gayesi, rahmete çok muhtaç olanlara en büyük bir rahmanî teselli getirmittir.

Evet Aile efradı içinde yaşlı, ümmeti içinde nebî gibidir. Büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. diyen Söz Sultanı, herşeyini kaybetmiş yaşlıya, beşerî imkânlarla ulaşılmaz bir pâye bahşetmiştir. Hele masum çocuklarla aynı değerde tutup da İhtiyarlarınız olmasaydı, belâlar başınıza sel gibi akacaktı fermanı var ki, sinn-i kemali insanın en sevimli hayat devrelerinden daha sevimli hâle getirir.

169