Hâris b. Hâris (radıyallâhu anh) anlatıyor:
“Babamla Beytullah’a gidiyorduk. Ben o gün küçük bir çocuktum. Beytullah’a yaklaşmıştık ki, büyük bir kalabalığın, aralarına aldıkları, üzerine üşüştükleri ve durmadan dövdükleri birini gördüm. Babama kimi dövdüklerini sordum. ‘Bir Sâbiî’yi’ cevabını verdi. Ben o gün için bunun mânâsını anlamamıştım. Ancak biraz sonra o dayak yiyen insanın Allah Resûlü olduğunu görmüştüm ki, sürekli: ‘Ey insanlar ‘Lâ ilahe illallah’ deyin kurtulun!’ diyordu.”
Hâris b. Hâris’in, çocukluk hafızasına yerleşmiş ve silinmeyecek şekilde onun ruhunda iz bırakmış bu tür vak’alar, Mekke döneminde başta Allah Resûlü olmak üzere, bütün Müslümanların normal hayatlarının bir yanı hâline gelmişti.. evet, onların her günü hep böyle geçiyordu.
Bu seferde Allah Resûlü’ne saldırmış ve O’nu kan revan içinde bırakmışlardı ki bu esnada kızı Zeynep (radıyallâhu anhâ) koşarak gelmiş, hem babasının yüzündeki kan izlerini siliyor hem de ağlıyordu. Ancak Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) o hâlinde dahi kızını teselli edip, “Kızım ağlama, Allah babanı zayi etmeyecektir.” diyordu.1
Bir başka gün Allah Resûlü Kâbe’de namaz kılıyordu. İbn Ebî Muayt –ki kavminin en şakisi idi– arkadan geldi ve Allah Resûlü’nün boğazına sarılarak sıkmaya başladı. Durumu haber alan Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) oraya koştu ve: “Rabbim Allah’tır dediği için bu insanı öldürecek misiniz?” diyerek Allah Resûlü ile onların arasına girdi.
Ve Hz. Ebû Bekir.. kim bilir kaç kere, Mekke sokaklarının herhangi bir yerinde, dayaktan dolayı baygın düşmüş ve tanıyan bir-iki kişi tarafından sürüye sürüye evine götürülüp bırakılmıştı. Gözünü açtığı zaman da, ilk sözü: “Allah Resûlü’nün durumu nasıl?” şeklinde olmuştu!..2
Dipnotlar
- 1 el-Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr 8/14; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 20/342, 22/438.
- 2 İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 30/47, 50, 52; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 3/29-30.