İçeriğe geç

Hz. Nuh (aleyhisselâm), bütün bir ömür boyu hakkı tebliğ etmiş, ancak kavmi her defasında ona inkârla mukabelede bulunmuş ve ona eziyet etmişlerdi. O gün ona inanan çok az insan vardı. İş öyle bir noktaya gelmişti ki, Hz. Nuh Cenâb-ı Hakk’a ellerini açıp mağlup düştüğünü itiraf etmek ve Rabbinden kâfirlere karşı yardım dilemek zorunda kalmıştı. Böyle bir nebinin duası elbette ki reddedilemezdi ve edilmemişti de. Kur’ân bize bu hâdiseyi oldukça tafsilatlı bir biçimde anlatır:

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ۝فَدَعَا رَبَّهُۤ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ۝فَفَتَحْنَۤا أَبْوَابَ السَّمَۤاءِ بِمَۤاءٍ مُنْهَمِرٍ۝وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَۤاءُ عَلٰۤى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ۝وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ۝تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَۤاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ۝وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَۤا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۝فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

“Bu putperestlerden önce Nuh kavmi de kulumuzu yalanlayarak, ‘delidir’ demişlerdi ve onun yolu kesilmişti. O da, ‘Ben mağlup düştüm bana yardım et!’ diye Rabbine yalvarmıştı. Biz de bunun üzerine gök kapılarını, boşanan sularla açtık. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; derken her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre buluştu. Onu tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik. Kavmi tarafından inkâr edilmiş olan Nuh’a mükâfat olarak verdiğimiz gemi, bizim gözetimimizde yüzüyordu. Andolsun ki biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Hâlâ öğüt alan yok mu? Benim azabım ve uyarmam nasılmış?”1

78