İçeriğe geç

ettikleri şeyler kendi ayaklarına dolanmış ve onlar, inkisar üstüne inkisar yaşamışlardır.Tarihte yaşamış tiranların sonlarına baktığımızda hepsinin nasıl acınacak hâle düştüklerini, kurdukları saltanatın nasıl başlarına yıkıldığını ibretle görürüz. Gücü ele geçirdiklerinde yapmadık zulüm bırakmayan tiranları; gün gelmiş, uydurdukları yalan ve iftiralar, yaptıkları zulümler birer seylap gibi önüne katarak sürükleyip götürmüştür. Onlar hayatları boyunca izzet ve alkış peşinde koşsalar da zillet ve rezalet içinde ölüp gitmişlerdir. Ne kurdukları refah ve saadet sarayları onları kurtarabilmiştir ne güvendikleri adamları ne de kurdukları saltanatları. Çağın firavunlarının, nemrutlarının maruz kalacağı akıbet de bundan farklı olmayacaktır. Çünkü Allah, imhâl eder (mühlet verir) ama asla ihmal etmez. Küfür devam etse de zulüm asla devam etmez.Bugün mübarek yurdumuzun üzerine bir karabasan gibi çökmüş bulunan zalimlerin akıbetinin de başka türlü olmayacağına sizi temin ederim. Dilerim, ittihatçıların koskocaman bir Devlet-i Aliyye’yi hislerine mağlup olarak bir maceraya kurban ettikleri gibi, bunlar da şurada burada savaşa girmek veya millet fertlerini birbirine kırdırmak suretiyle ülkeye Birinci Cihan Harbi gibi bir felaket yaşatmasınlar. İttihatçılar, bir zamanlar dünyanın dümeninde oturmuş ve son hâliyle bile devletler muvazenesinde önemli bir denge unsuru olan koca bir devleti bitirdiler. Allah’tan dileğimiz o ki, bunlar da hâlihazırda problemler sarmalı içinde bulunan ülkemizi ayrı bir maceraya kurban etmesinler. Yoksa bu millet bir daha kolay kolay belini doğrultamaz. Rabb-i Rahîmimiz bu aklı ermezlere böyle bir fırsat vermesin.

20