eder. Tıpkı beden gibi nefis de hastalanabilir. Maalesef günümüz insanlarının önemli bir kısmı nefsî hastalıklara müpteladır. Bedenî hastalıklara nispetle nefse ait hastalıkların tedavisi daha zordur, daha uzun zaman ve büyük gayret ister. Bunları tedavi etme adına psikologlara danışılması gerektiği gibi, insan fıtratını iyi tanıyan mürşid-i kâmillere de başvurulmalıdır. Aynı hastalığa müptela kişiler birbirlerindeki problemi göremeseler de Allah’ın nuru ile bakabilen feraset sahibi müminler, onların tavır ve davranışlarındaki sun’îlikleri, tekellüfleri, riya ve süm’aları fark edebilirler.Aslında her insan; içinde riya, süm’a, gurur, fahir, kendini ifade etme gibi duyguların gelişmesine açık olarak yaratılmıştır. Bu duygulara kaynaklık eden hisler, esasında hayra da şerre de açıktır. İnsandan istenen, içinde oluşabilecek kötü duygulara karşı hep tetikte olmak, oluşanları iradesiyle baskı altına alabilmek ve mahiyetine yerleştirilen her şeyi hayra kanalize etmektir. İradesinin hakkını veren, nefsini ciddi bir tezkiyeye tâbi tutarak kendini sıfırlayabilen kişi, Nesimî ve Hallac gibi kendi varlığı üzerinde raks edebilir.