İçeriğe geç

arpa kadar değeri yoktur. Fakat beri tarafta i’lâ-yı kelimetullah yolunda yapılan küçücük hizmetlerin bile nezd-i ulûhiyette dağlar cesametinde kıymeti vardır.Yolunuz buysa, böyle yüksek bir mefkûreye kilitlendiyseniz ve bu uğurda bir cehd ü gayret ortaya koyuyorsanız, eğri büğrü yollara, patikalara sapmazsınız. Şeytanın hile ve desiselerine aldanmazsınız. Kendinize, ego ve benliğinize, arzu ve tutkularınıza takılmazsınız. Yüce duygulara ve mefkûrelere bağlı yaşarsanız ölümünüz de buna göre olur. Kur’ân’ın farklı âyetlerinde ifade edildiği üzere melekler size teşrifatçılık yapar, selam dururlar. Dünyadaki alkış ve debdebeyi mi tercih edersiniz yoksa meleklerin bin bir ihtişamla sizi karşılamasını mı? Sizi karanlık bir kabre götüren yolda mı yürümek istersiniz yoksa ferahfeza iklimlere açılan bir yolda mı? Şeytanın peşine takılmak mı istersiniz yoksa Hz. Resûl-i Zîşan’ın arkasından mı gitmek istersiniz? İnsan daha baştan tercihini doğru yapmalı, yürüyeceği yolu doğru seçmelidir. Bir kere yolunu seçtikten sonra da hiçbir şeyden endişe etmeye, korkmaya gerek yoktur.Şunu iyi bilmeli ki, düşmanlığa kilitlenmiş kimseler, Allah yolunda yürüyen insanlardan rahatsızlık duyacak ve onları yürüdükleri yoldan alıkoymak için ellerinden geleni yapacaklardır. Onlara her türlü eza ve cefayı reva göreceklerdir. Bugüne kadar niceleri, zalimlerden çekmiştir. Meşhur ifadesiyle söyleyecek olursak, “Her Musa’nın bir firavunu olmuştur.” Allah Resûlü’nün karşısına ne firavunlar ne nemrutlar çıkmıştır. Râşit Halifeler ve onlardan sonra gelen sahabe-i kiram, Yezitlerle, Haccaclarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Daha sonraki büyük mücedditlerin ızdırar hâlinde yaptıkları tazarru ve niyazlarına baktığınız zaman onların da hep aynı kaderi paylaştıklarını, zorlukları yaşadıklarını görürsünüz.Esbap dairesinin hakkını vermek O’nun tekvinî emirlerine saygının gereğidir. Ancak Peygamber yolunun yolcularının bugün de yarın da benzer mağduriyet ve mazlumiyetler yaşamaları

162