Bu iki Sünnî itikadî mezhep arasındaki detaya ait ihtilafları bir kenara bırakacak olursak özetle şu sonuca varabiliriz: Cenab-ı Hak şart-ı âdi planında insan iradesine değer veriyor. Bu yönüyle ona Zat-ı Ulûhiyet’in teveccüh ve meşîetinin bir gölgesi nazarıyla bakılabilir. İradenin mahiyeti her ne olursa olsun, neticede insanın “dilemesi”, bir mânâda Cenab-ı Hakk’ın iradesinin tecellisine vesile oluyorsa asla hafife alınamaz. Sanki siz iradenizle bir nokta koyuyorsunuz, Allah da o noktayı bir kitaba çeviriyor. Bizdeki irade, mahiyeti itibarıyla ne kadar küçük ve basit olursa olsun hem davranışlarımızın ona bağlanması hem de ilahî iradenin teveccühüne vesile olması yönüyle çok önemlidir.Allah’ın insana bahşetmiş olduğu bu kabiliyet, aynı zamanda ona verdiği değerin bir ifadesidir. O (celle celâluh), her şeye kadirdir, her şeyin dizginleri O’nun yed-i kudretindedir. Bu yönüyle O, insan iradesini hiç hesaba katmayabilirdi. Ama âdet-i Sübhaniyesi bu şekilde cereyan etmiyor. Her ne kadar O’nun fiilleri, icraatları, lütufları insan iradesiyle kayıtlı değilse de O, âdet-i ilahiyesi gereği, bize vereceği lütufların pek çoğunu bizim irademiz paralelinde gönderiyor. Biz bir şeyi niyet ediyoruz, sonra onu yapmaya azmediyoruz, O da hikmeti iktiza ederse onu yaratıyor. Bu sebeple iradenin yerini çok iyi belirlemeli; önce onun hakkını vermeli, arkasından da Allah’ın lütuflarını beklemeliyiz. Allah’ın değer verdiği bir şeyi görmezlikten gelemeyiz.İnsanın dilediği şeylerin meydana gelmesi, Cenab-ı Hakk’ın dilemesine bağlı olduğu için, geleceğe dair yapacağımız işleri ya da bir şeyin gerçekleşmesini beklediğimizi ifade ederken “inşaallah (Allah dilerse)” demek, yani O dilemeden hiçbir şeyin olmayacağını ikrar etmek çok önemlidir. Nitekim Kehf Sûresi’nde
Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun şahsında bütün
müminlere hitaben şöyle buyrulur: وَ اَلَ تَقُولَنَّ لِشَ يْ ءٍ إِنِّي فَاعِ لٌ ذٰلِكَ غَدً ا إِاَاَّلَّ أَنْ يَشَ آءَ اهللُ وَ اذْكُرْ رَبَّكَ إِذَا نَسِ يتَ وَ قُلْ عَسٰ ىٓ أَنْ يَهْدِ يَنِ رَبِّي أأِلِ َقْرَبَ مِنْ هٰذَا“ رَشَ دً اHiçbir konuda: Allah’ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben