208. Bölüm
Hicret Ekseni
HİCRET EKSENİ
Hicret nedir bilmez ki onu, hiç göç etmeyen,Bir gurûbdur ümidi, inkisarı bitmeyen…Kan damlar gibi damlar sînelere her zaman,Bir başka hasret, başka tasa ve başka hicran.Günlerin aylar, ayların yıllar uzunluğu..Ve ruhların ahbab, sıla, vuslat susuzluğu,Duyulur gönlün derinliklerinde sessizce;Ne melâl türküleri dinler insan her gece!.
* * *
Kederi gibi sevinci de boldur hicretin,Hakk’a götüren yollar arasında en metin;Büyüklüğe yürüyenler için o bir köprü,Herkes ona uğramalıydı bundan ötürü.!Asırlar önceydi; âdet-i ilâhi bu ya;Tıpkı kabir gecesi gibiydi bütün dünya:
Işığa kapalı sînelerde bir homurtu,Tıpkı yarasalar şehrâyiniydi her kuytu.Güneş doğacak diye zulmet çıldırıyordu,İblis, gönlünce renkli bir hayat sürüyordu.Yağmura gebe atmosfer sıkışması gibi,Üst üste bulutlar ki, görünmüyordu dibi.Kâbe kuluçka gibi inim inim hâliyle,Yutkunup duruyordu suskun heyecaniyle.İnanan dudaklarda sımsıkı bir fermuar,Ezilen ruhlar ümitsizlik içinde zâr zâr…Bu bin bir gürültü içinde müthiş hissizlik,Mekân şirke emanet, zamanın dibi delik.Nebî muzdarip, çevreyse ezâ ile sarsık,Canlar dudakta fecir bekleniyordu artık…Tam bu esnada hâdiselerin en garibi,Bir sepette Musa’nın Nil yolculuğu gibi;Işıktan adama “Git!” deniyordu şimdilik,Bir kutlu beldeye ki, yolları hep selvilik…
207