İçeriğe geç
1. Bölüm

Kırık Mızrap

Diriltici nefesin sonsuzluk bestesi.. Onda zaman geçip gitmez, mânâ pörsümez ve “bütün” yekpare sevgiyi bir iffet gibi muhafaza eder. O, her türlü mukayese ve nispetlerin eridiği, aşk ve sevginin yıldızlı bir uykuya daldığı, sarahatlerin serbest oyunlarını denediği ve ışığın gölgeler mahbesinde ölümsüzleştiği bir vuzuhtur. Düşünce onda tecridin imbiğinden geçerken kristalleşir ve renkle, ışıkla dolu bir âvize hâline gelir. İdrak üstü bir incelikle zekâya ve onunla uzvîleşen his ve duyguya ürperti veren bu sese Cibril kendi nefesinin rengini ve kanat çırpıp duran ilhâmın soluklarını katar ve artık o ledün âleminin şeffaf bir dalı, bir uzantısı olur. Zaten vuzuh da budur. “Neden?”, “Niçin?” ve “Nasıl?”, iç ve dış âhenk bütünlüğü içinde ve “Hikmet”i kucaklayan bir üslûpla onda cevap bulur. O kıvılcımlar ma’rekidir. Ancak dizginler iradenin elindedir.

Dâvâ şuuru, metafizik bir netlikle rüyalaşır ve insan onda asil bir sükûnla hedefe yaklaşan zirvedeki ruhların ayak seslerini duyar. Hülyaların özünü bahar kokusu sarar ve ümit denen eller fecrin altın saçlarını okşar. Müjdenin lacivert bakışlarındaki huzur veren renk cümbüşü “Kırık Mızrap”ta efsaneleşerek erir ve bir sızıntı ve reşha hâline gelir. Hiçlik ve yokluğu itirafta mayalanan varlık şefkat ve tefekkür hatveleriyle zirveleşir ve bu zümrütten tepede insanın önüne bir şehrah açılır. Bir yol ki parke taşı yıldızlardır. Sonunda ise Mutlak Sevgili’ye kavuşmak vardır.

1