Günümüz insanını ümitsizlikten kurtarıp onu takvaya teşvik eden bu sözler samimi olarak dile getirilmiştir ve kesinlikle ulu orta söylenmiş şeyler değildir. Evet, derinlemesine bir araştırma yapıldığında bu ve benzeri sözlerin hükmünün dayandırıldığı bir menatın bulunduğunu ve kıyasa gidilip meselenin bir esasa dayandırıldığını görmek mümkündür. Fakat bizim gibi ümmî insanların, sağlam bir bilgiye dayanmaksızın, herhangi bir usûl ve metod takip etmeksizin, karşılaştığımız bir mesele karşısında hemen ulu orta konuşmaya başlaması, meseleyi hüdaîlikten çıkarıp hevaîliğe sokar. Böyle bir tavır, dini, kendi keyfimizce, heva u hevesimize göre şekillendirmek demektir. Tabiî, insan, böyle bir yanlışlıkla hiçbir zaman Allah’a ulaşamaz, O’nun karşısında doğru bir kulluk tavrı ortaya koyamaz.
Suçlamadan Önce Tetkik Et!
Şu kadar var ki, böyle bir yanlışı tashih edeyim derken uygun bir yol ve üslûp belirlenemezse, o yanlıştan daha büyük bir yanlışlığın içine düşülebileceği de unutulmamalıdır. Meselâ, mü’minler arasında çok önemli olan vahdet-i ruhiye, vifak ve ittifak gibi temel dinamiklere zarar verecek günahlar irtikâp edilebilir. Bu sebeple, farklı bir coğrafyada karşılaştığımız farklı bir anlayış ve uygulama karşısında hemen o anlayış ve uygulamanın sahibini suçlayıp tecrimde bulunmamamız gerekir. Öncelikle o uygulamanın herhangi bir menata dayandırılıp dayandırılmadığının, bir esas üzerine bina edilip edilmediğinin sorulup öğrenilmesi, araştırılıp tetkik edilmesi iktiza eder.