İçeriğe geç

Söylediğimiz bu hususu misallendirecek olursak, diyelim ki yurt dışında bulunan bir insanımız, bulunduğu yerde hem Müslümanlık, hem de Türkiye hakkında önyargılar ve yanlış anlayışlar olduğunu görmekte ve bu duruma çok üzülmektedir. Bu insan kendine ait değerleri, güzellikleri tanıtıp duyurabilmek için değişik vasıtaları değerlendirmek isteyebilir. Meselâ bir doğum gününü vesile bilip, civanmertlik sergilemek suretiyle muhataplarının gönlüne girmeyi düşünebilir. Fakat, işte bu güzel düşünce ve niyeti hayata geçirirken bile kendimize ait değerlere muhalif bir tavır içine asla girmememiz, bizi biz yapan o değerlere hep saygılı kalmamız gerekir ki, yapılan o amel neticede, –Allah korusun– kendimizden bir şeyler alıp götürmesin; alıp götürmesin ve muhatabımızın gönlünde de müspet ve kalıcı bir intiba bıraksın.

Evet, insanların gönüllerini fethetmek, ruhlarından içeriye akmak, sinelerine güzellikler adına bir şeyler fısıldayabilmek, eğer böyle bir vesileye vâbeste ise, ilâhî ahlak gereği biz bunu yaparız. Zira Cenâb-ı Hak; “Kulum Bana birkarış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. O Bana birarşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerekgelirse ben ona koşarak giderim.”2 buyuruyor. O hâlde bize düşen de ilâhî ahlakla muttasıf olarak, temel disiplinler çerçevesinde, her türlü iyilik ve ihsanda en önde olmak, her vesileyi değerlendirmek, hızlı hareket etmek ve asla ahesterevliğe düşmemektir.

234