Sözün başında koskocaman bir coğrafyanın hüzün dolu manzarasına işarette bulunmuştuk. Fakat şu husus da asla unutulmamalı ki, İslâm dünyası Asr-ı Saadet’ten bu yana pek çok gurbet yaşamış, ancak o gurbetlerin hepsi Allah’a kurbet sayesinde zamanla aşılmıştır. Zaten gurbetin Allah’a kurbet ve düzgün temsilden başka bir iksiri yoktur. Bir kısım pansuman tedbirlerle ne bir mahallenin ne bir müessesenin ne de bir grubun baskısından yani gurbet yaşamaktan kurtulmak kat’iyen mümkün değildir. Pansuman müdahaleleri çare olarak görmek parya muamelesi altında ezik olarak yaşamaya devam etmek mânâsına gelir. Evet, bütün gurbetler evvela Allah’ın izin ve inayetiyle, sonra da kimliğinden fedakârlıkta bulunmayan, başkalaşmaya karşı direnen, dimdik duran, her defasında bir kere daha bir İslâm mütefekkirinin ifadesiyle, “Yeniden bir kez daha İslâm”a diyebilen iyi temsilcilerin göz dolduran temsilleriyle aşılmıştır.
Asrımızın Müslümanları olarak biz de dileriz ve Rahmeti Sonsuz’dan niyaz ederiz ki, İslâm dünyası; Moğol ve Haçlı işgalleri, Asya’da yaşanan hercümerçler gibi hazin ve büyük gurbetlerden sıyrılıp kurtulduğu gibi, son asırlarda içine düştüğü ve günümüzde en ağır şekilde yaşadığı hercümerçlerden de bir an önce kurtulur. Ne var ki, bunun da ancak Allah Resûlü’nün (aleyhissalâtü vesselâm) on dört asır evvel müjdelemiş olduğu o kendini ıslaha adamış kurbet eri garipler sayesinde gerçekleşeceği asla unutulmamalıdır.