Konunun tavzihi adına başka bir misal daha vereyim. Hayat-ı içtimaiyede bulunan bir insan bir mecburiyete, bir maslahata binaen afife bir hemşiremizle bir meseleyi konuşma, istişare etme durumunda kalabilir. Ancak siz hakkınızda, başkalarına “Acaba ne konuşuyordu?” dedirtmemek için, bir iffet abidesi olarak vera’ mülâhazasıyla hareket etmeli; hareket edip itibarınızı korumalı ve taife-i nisadan birisiyle bir yerde bulunacaksanız yanınıza mutlaka bir üçüncü şahsı almalısınız. Meselâ, o şefkat kahramanlarından biri re’fet ve şefkat hisleriyle yanınıza gelip samimi bir şekilde size minnet duygularını aktarıyor olabilir. Ancak hususiyle günümüzde görüntü ve konuşmaları fotoğraf ve kameralarla tespit etmek çok kolay hâle geldiğinden, bazıları bu meseleyi alıp değerlendirir ve çok farklı şekilde yorumlayabilirler. Dolayısıyla bütün bunlar bir yönüyle başkalarını şüpheye sevk edebileceğinden vera’ya muhalif tavır ve hâllerdir. İşte ulema bu türlü meselelere karşı çok dikkatli olmalıdır. Bu ise, takvanın da ötesinde şöyle-böyle farklı yorumlanmaya ihtimali olan bütün tavır ve davranışlardan uzak durmayı gerektirir. Evet, sizin on farklı yorumlanma ihtimaline açık bir davranışınız bulunsa, siz öyle bir davranış sergilemiş olmalısınız ki, o on ihtimalden bir tanesi dahi itibarınıza dokunmamalıdır. Çünkü dini temsil eden insanların itibarına dokunan tavır ve davranışlar neticede dine de dokunur ve başkalarını, “Eğer bu dini temsil edenler böyleyse, demek ki bu dinde hayır yok!” şeklinde insanları haybet ve hüsrana sürükleyecek düşüncelere sevk eder. İşte bu mülâhazalardan dolayı diyoruz ki, günümüz şartları içinde yaşayan bir mü’min olarak her hâlimizde, her söz ve hareketimizde kılı kırk yararcasına fevkalade hassas olunması gerekir.