İçeriğe geç

Haşir sûresinden önce bu duayı okumak bazı yerlerde âdet hâline gelmiştir. Meselâ Erzurum’da Haşir sûresine geçmeden önce üç defa: بِسْمِ اللّٰهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ denildikten sonra, Besmele çekilerek âyetlere geçilirdi. Aslında mevcut kaynaklarda ne devr-i risalet-penahide ne de Râşid Halifeler döneminde böyle bir uygulamaya rastlamıyoruz. Fakat kimi âlimler aslı Kur’ân’da veya Sünnet’te bulunan meselelerin ihya edilmesi düşüncesiyle faslının insanlar tarafından belli bir şekle irca edilerek formüle edilmesini mahzursuz saymışlardır. Bu konuya en olumsuz yaklaşanlar bile buna bid’at-ı hasene demişlerdir.11 Meselâ, Seyyidina Hazreti Ömer teravih namazının cemaatle kılındığını gördüğünde نِعْمَ الْبِدْعَةُ هٰذِهِ“Bu ne güzel bid’attir.”12 buyurmuştur. Çünkü Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), teravih namazını sadece üç akşam cemaatle kılmıştır.13 Halkın çok ciddî tehâlük gösterdiğini görünce de teravih namazını cemaatle kılmayı bırakmıştır.

Zira Resûl-i Ekrem Efendimiz’in teşrie ait tavırları çok önemliydi. Ef’al-i nebevî dediğimiz, Allah Resûlü’nün fiilleri dinde bir kanunun vaz’edilmesine kaynaklık ediyordu. Yani Peygamber Efendimiz teravih namazını cemaatle kılmaya devam etseydi, Müslümanlar da onu öyle benimseyip sonra yapma mecburiyetinde kalacaklardı. Bunun için İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), dinin ruhundaki yüsre14 binaen halkı böyle bir mecburiyette bırakmamak için üç gün teravih namazını cemaatle kıldıktan sonra Cennet’teki Firdevs’ten daha mukaddes hücre-i saadetlerine girdi ve çıkmadı. Daha sonra da bu tavrının sebebini izah buyurdular.15

89