İçeriğe geç

Şimdi isterseniz, zamanla ortaya çıkan kalb kasvetinin, ülfet ve ünsiyetin bazı saikleri üzerinde bir nebze duralım. Hemen her yeni ve orijinal şey insanda şöyle böyle bir heyecan uyarır. Bizim gibi katı kalbli, Hakk’a karşı kapalı insanlarda bile mebdede yeniliğin hâsıl ettiği bir aşk u heyecan dalgası sineleri sarabilir. Size bir hissiyatımı daha önce arz etmiştim. Hazreti Pîr’in yanından gelen bir şahsı ilk defa gördüğümde, onun o safveti, duruluk, incelik ve doyuruculuğu bana çok tesir etmişti. Babam küçüklüğümde hep sahabeden bahsederdi. Ben o zatı ilk gördüğümde “Bu asırda da sahabe gibi zatlar olabiliyormuş!” dedim kendi kendime. İşte ilk defa şahit olduğunuz güzel bir tablo sizde böyle bir ürperti hâsıl ediyor. Vicdan âdeta bütün vüs’atiyle açılıyor ve onu değerlendirmeye çalışıyor. Fakat unutulmaması gerekir ki, insan mazhar olduğu bu nimete ilerleyen zamanda yeni yeni derinlikler kazandırmaz, bir şerh koymaz, kenarına not düşmez, yer yer formatıyla oynamaz veya en azından o meselenin izahının formatında değişikliğe gitmezse hiç farkına varmaksızın ülfet ve ünsiyet ağına düşebilir. Öyle ki, bir yerde insanlara namaz kıldırır, Kur’ân okur da ne kıldırdığı namazda ne de okuduğu Kur’ân’da herhangi bir heyecan ve ürperti duymaz olur. Kalbi, üzerinde hiçbir hayat emaresi bulunmayan çıplak bir kaya hâline gelir.6

121