İçeriğe geç
15. Bölüm

Hicret Diyarında Ölmek

Soru: Hicret edilen beldeden ayrılmama ve ölene kadar hicret mahallinde kalma meselesini yaşadığımız dönem itibarıyla değerlendirir misiniz?

Cevap: Mekke döneminde, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) İslâm’ın nefesiyle dirilmek için gelenlerin biatlarını kabul ederken onlardan “hicret” etmelerini de istiyordu. Bundan dolayı o dönemde hicret, –imanın şartı olmasa bile– İslâm esaslarına denk bir farz gibi değerlendiriliyor ve hatta hicret etmeyene münafık nazarıyla bakılıyordu.

Sadece, Velid İbn Velid, Ayyaş İbn Rebia, Seleme İbn Hişam gibi, Kur’ân’ın ifadesiyle, “müstaz’af” diyebileceğimiz zulme maruz kalmış, müşrikler tarafından tutuklanıp işkence edilmiş Müslümanlar hicret konusunda mâzur görülmüşlerdi. Zira bunlar, لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ dedikleri günden itibaren zincire vurulmuş, Mekke fethedilinceye kadar da ayaklarında zincir, boyunlarında bukağı, bin bir türlü işkenceye maruz olarak yaşamışlardı. O zulümden kaçmak, hicret edip Allah Resûlü’ne ulaşmak için çok uğraşmış, fakat zalimlerden kurtulamamış ve hicret edememişlerdi. Peygamber Efendimiz sabah namazında rukûdan kalktıktan sonra, ellerini kaldırıyor, bunlara dua ediyor ve “Allahım Velid İbn Velid’e, Allahım Seleme İbn Hişam’a, Allahım Ayyaş İbn Rebia’ya necat ver!” deyip inliyordu. Diğer Müslümanlara mukaddes göç emri verirken onlara da hicret kapısı açılması için dua ediyordu..

193