Selâm Sana Ey Nebi!..
Efendiler Efendisi’ne Salât u Selâm
Her fırsatta, Peygamber Efendimiz’e (aleyhissalâtü vesselâm) salât u selâm getirmemiz O’na karşı vefamızın gereğidir. Çünkü, salât u selâmlarla O’nu her anışımız, hem O’nun peygamberliğini bir tebrik, hem getirdiği saadet-i ebediye müjdesine karşı bir teşekkür ve hem de bildirdiği fermanlara itaatimizi ve biatımızı yenilememiz mânâsına gelmektedir.
Evet, Efendiler Efendisi’ne salât u selâm okumakla, ahd-ü peymanımızı yenilemiş, ümmeti arasına bizi de dahil etmesi isteği ile kendisine müracaat etmiş oluyoruz. “Seni andık, seni düşündük; Allah Teâlâ’ya senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk.” demiş ve دَخِيلَكْ يَا رَسُولَ اللّٰهِ “Bizi de nurlu halkana al ey Allah’ın Resûlü!..” talebimizi tekrar ederek onun engin şefkat ve şefaatine sığınmış oluyoruz. Dolayısıyla, salât u selâma Efendimiz’den daha çok biz muhtaç bulunuyoruz. O’na müracaatımızla mevcudiyetini, büyüklüğünü kabullenmiş ve küçüklüğümüzü, hiçliğimizi ilan etmiş; aczimiz ve fakrımızla beraber, şiddetli ve çok büyük bir günün endişesiyle melce ve mencâ olarak Resûl-i Ekrem’e dehâlet etmiş, arz-ı ihtiyaç ve arz-ı hâlde bulunmuş oluyoruz.
Bildiğiniz gibi, “salât”, tebrik, dua, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelmektedir. Salât kelimesinin çoğulu “salavât” gelir. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Allah ve O’nun melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey mü’minler, siz de Ona salât (ve dua) edin ve samimiyetle selâm verin.”1 Bu âyet-i kerimeyle, Peygamberimize salât ve selâmlar getirerek hürmetlerini arz etmek her Müslüman’ın yapması gerekli olan bir görevdir. Her Müslüman en azından اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ“Allâhım rahmet ve bereketin Efendimiz Hazreti Muhammed üzerine olsun.” diyerek salât getirmek mecburiyetindedir.
Dipnotlar
- 1 Ahzâb sûresi, 33/56.