İçeriğe geç

Hâsılı, salâvatın mânâsı rahmettir. Allah Teâlâ, Efendimiz’e bizzat salât etmiş, meleklerinin de Peygamberimize salât ve selâm ettiklerini bildirmiş ve bize de onu bir vazife olarak tahmil buyurmuştur. Bizim salâtımız, Üstad’ın ifadesiyle, “Yâ Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin.”10 mânâsına bir duadır. Bununla beraber salât u selâmın ayrı bir hususiyeti daha vardır. Salât u selâm makbul bir duadır; yapılan diğer duaların başında ve sonunda salât u selâm okununca, iki makbul dua arasında istenilen şeyler de makbul olur. Onun için hem duanın başında, hem de sonun da salât u selâm okumak lazımdır. Gerçi, Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm duaların يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ hitabıyla noktalanmasını tavsiye buyuruyor;11 fakat, o sözü Efendimiz’in tevazuuna verip, onda başka bir mahmil düşünüp duaları يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ’la beraber salâtla bitirmek daha doğru olsa gerektir. Evet, hem kendilerinin ifadesiyle, hem sahabe-i kiramın hassasiyetiyle, hem de büyük zatların keşfiyle salât u selâmın ayrı bir hususiyeti vardır ve o geriye çevrilmeyen bir duadır.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مًحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِه۪ أَجْمَعِينَ“Allahım, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, O’nun aile fertlerine ve ashabına salât ve selâm eyle.”

90