İçeriğe geç

Dahası, o dönemde, kadınların Halife’ye dahi itiraz edip, onun Kur’ân’a aykırı buldukları içtihatlarına, hem de camide bütün cemaatin huzurunda karşı çıktıkları bile vâkidir. Meselâ; Hazreti Ömer, evlenmeyi kolaylaştırmak için, nikâh akdi esnasında tespit edilen mehir miktarı hakkında üst sınır belirlenmesi gerektiğini düşünmüş ve mehir miktarının evliliğe engel olmamasını istemiştir. Bir hutbe esnasında, mescidde bu düşüncesini beyan edince bugün adını sanını dahi bilmediğimiz bir kadın, “YâÖmer! Bu konuda Efendimiz’den duyduğun bir söz, senin bilip de bizim haberdâr olmadığımız bir ifade mi var? Çünkü, Cenâb-ı Allah, Kur’ân’da,وَاٰتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ قِنْطَارًا13buyuruyor. Demek ki, kantar kantar mehirverilebilir.” demiş ve onun bu içtihadına itiraz etmiştir. Seyyidina Ömer hiç tepki göstermeden o kadının itirazını yerinde bulmuş; kendi kendine “Yaşlı bir kadın kadar da dinini bilmiyorsun!…”14 diyerek nefsini levmetmiş ve sözünü geri almıştır. İşte, gerçek İslâm toplumunda kadın bu kadar hayatın içindedir…

Bir düşünün; günümüzde bir kadın, Fatih Camii’nde ya da Süleymaniye’de maksureden perdeyi sıyırsa, Halife-i rûy-i zemin’e ya da bugünkü Cumhurbaşkanı’na da değil, minberdeki imama “İmam efendi, zannediyorum, bu konuda yanılıyorsunuz, meselenin aslı şudur!” dese, kim bilir o kadıncağızın başına neler gelir. Zira, bugün dinin özüne vakıf olmayan kimseler, yanlış telakkileri sebebiyle kadını bir fanus içine koymuşlar ve onu bazı haklardan mahrum bırakmışlardır.

60