İstidradî olarak şunu da ifade etmeliyim: İnsan, mal mülk, makam-mansıp, evlâd ü iyal ile sürekli denenip sınandığı gibi, erkek kadınla kadın da erkekle imtihan olabilir. Bu sebeple, erkek için bir imtihan unsuru olması açısından kadına “fitne” de denilmiştir. Bir kısım mü’minlerin sabah akşam dualarında اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النِّسَاءِ، اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ بَلَاءِ النِّسَاءِ، اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ النِّسَاءِ demeleri; yani, “Allahım, erkekliğin altında kalıp kadınla imtihanı kaybederek bir kötülük işlemekten bizi koru; Allahım, şehvetin arkasında sürüklenip bir felâkete uğramaktan bizi muhafaza et; Allahım bir kadının cazibesine kapılıp doğru yoldan sapmaktan bizi halâs eyle!” diyerek Allah Teâlâ’ya iltica etmeleri kadının potansiyel bir iptila vesile olmasındandır. Güzeller Güzeli Yaratıcı, kadına cemalinden bir parıltı vermiş ve onu tenasübü, güzelliği, edâsı ve endâmıyla erkeğin gönlüne çok câzip gelebilecek bir hilkatte yaratmıştır. Bazıları, o câzibe karşısında iradelerinin hakkını vermekte zorlanabilirler; kadını bir imtihan vesilesi görür ve onun karşısında iradesiz davranmamak için de sabah akşam ellerini açıp –arz ettiğim gibi– Allah’ın hıfz u himayesine sığınırlar. Yoksa, mü’minler, kadının şer, belâ ve fitne olarak yaratıldığını asla düşünmez ve kadın fitnesinden korunma dualarını o bâtıl inanca bağlamazlar. Bu açıdan, aslında erkek de kadın için bir imtihan aracıdır ve kadın da erkek sebebiyle başına gelebilecek şerden, belâdan ve fitneden sürekli Hazreti Hafîz’e sığınmalıdır. Hatta, o da –dilerse– dualarında اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ الرِّجَالِ، اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ بَلَاءِ الرِّجَالِ، اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الرِّجَالِ diyebilir. Evet, erkek-kadın münasebetleri çerçevesinde her ikisi de birbiriyle imtihan olmaktadır ve her biri diğeri için bir imtihan unsuru, bir belâ sebebi ve bir fitne vasıtasıdır.