Ehl-i Kitab’a mensup bazı müfteriler de Hazreti Davud’a (aleyhisselâm) iftira atmışlardır. Hâşâ, Kutlu Nebi’nin, Hitti Uriya adındaki komutanını kasıtlı olarak cephede ön safa sürdüğünü, onun öldürülmesini temin ettiğini ve böylece, geride dul kalan hanımı ile kendisinin evlendiğini söylemişlerdir.1 Bu uyduruk hikâyenin kendi döneminde de yaygın şekilde anlatıldığını işiten Hazreti Ali (kerremallahu vechehu) Efendimiz, böyle bir iftira karşısında çok üzülmüş ve Davud (aleyhisselâm) hakkındaki bu yalanı diline dolayanları cezalandıracağını ilân etmiştir. Kim bu bühtana iştirak ederse, bir peygambere iftira atma cezası olarak, ona yüz altmış değnek vuracağını belirtmiştir.
İşte, haddizatında söz konusu yapmaya bile değmeyecek kadar asılsız ve çirkin bulduğum; fakat, müfterilere kanabilecek bazı kimseleri uyarma kastıyla, hakkındaki düşüncelerimi ifade etmeyi gerekli gördüğüm böyle bir bühtan karşısındaki hislerimi özetleme sadedinde diyebilirim ki: Şayet bugün de Haydar-ı Kerrar dönemindeki gibi bir uygulama mevzubahis olsaydı ve karar verme salâhiyeti bana düşseydi, ben de “mum söndürme” iftirasını seslendirenleri cezalandırırdım.
Haydar-ı Kerrar ve Ehl-i Beyt Muhabbeti
Soru: Bu türlü iftiralarla köpüren iftirak ve fitne ateşini söndürebilmek için –bu yalanlara itibar etmemenin yanı sıra– öncelikle neler yapılmalıdır?
Cevap: Her şeyden önce, ayrılıkları öne çıkarıp kavgaya tutuşmak yerine, benzer ve ortak yönleri söz konusu yaparak konuşup anlaşmaya çalışmak gerekmektedir. Sünnîler ile Alevîler arasında onca fasl-ı müşterek vardır. Allah’a, Peygamber’e, Kitab’a iman etme, Hazreti Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e karşı ciddî bir muhabbet besleme misillü ortak noktalar üzerinde mutabakat aranmalıdır.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Kitab-ı Mukaddes (Türkçe terceme), Eski Ahit, 2. Samuel, bâb: 11, cümle: 1-27.