Bizim için sevgileri dinî bir vecibe sayılan Ehl-i Beyt’in hüznü de hepimizin gönlüne derin bir hüzün salmaktadır. Peygamber Nesli’nin maruz kaldığı belâlar yine Alevîsiyle Sünnîsiyle hepimizin yüreğini dağlamaktadır.
Kendimi idrak ettiğim günden bu yana, gezip gördüğüm tekyelerde, zaviyelerde, medreselerde, sohbetlerinden istifade etmeye çalıştığım âlimlerin, âriflerin ve fazilet ehlinin meclislerinde Kerbelâ ile alâkalı mersiyeler okunduğuna ve bilhassa Seyyidina Hazreti Hüseyin’in maruz kaldığı zulüm hikâye edilirken herkesin hıçkıra hıçkıra ağladığına çokça şahit olmuşumdur. Alvarlı Efe Hazretleri’nin:
sözleri hâlâ kulağımdadır; bunlar söylenirken duygu pınarlarımızın coştuğu ve gözlerimizin yaşlarla dolduğu da hafızamda bugünkü gibi canlıdır.
Bu itibarla, ülkemizin, milletimizin ve topyekün insanlığın selâmeti hesabına, böyle ortak meselelerde bir mutabakat sağlayarak bir araya gelmemiz, karşılıklı olarak konuma saygılı davranmamız; dünkü kavga sebeplerini bugüne taşıyarak yeni çatışmalara meydan vermememiz ve asla birbirimizi suçlayıcı söz, tavır ve davranışlara girmememiz gerekmektedir.