İçeriğe geç

Yine Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselâm), kendisine has o engin tevazuu ve kadirşinaslığı ile Hazreti İsa’yı nazara vermiş, “Âdemoğlu arasında doğduğu vakit şeytanın dürtüp de ağlatmadığı kimse yoktur. Bundan sadece Meryem oğlu İsa hariçtir.”14 buyurmuş; bir başka defa, “Ben, dünyada da ahirette de Meryem’in oğluna insanların en yakınıyım. Benimle onun arasında başka bir peygamber yok. Peygamberler anneleri ayrı, babaları bir kardeştirler, dinleri de birdir.”15 demiştir. Fakat, risalet vazifesi söz konusu olunca, “Hazreti İsagelecek, ümmetimden olacak; benim dinimle amel edecektir.”16 ihbarında bulunmuştur.

İşte, Habîb-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in bu iki hâli, durduğu yer itibarıyla konumunu değerlendirme adına bize çok önemli mesajlar ve ipuçları vermektedir. Nerede nasıl tavır alınması lâzım geldiğini ve neyin ne ölçüde duyurulması gerektiğini göstermektedir. Ben onların kritiğini yapacak durumda değilim; bu mevzuda kullanacağım kelimelerin maksadı aşan tabirler olmasından ve saygısızlık yapmaktan korkarım. Fakat, bu iki misalin dahi ehl-i basirete çok büyük mânâlar ifade edeceğini zannediyor ve daha rahat söz söyleyebileceğim bir alana geçiyorum:

İddiasız Büyükler

181