Fakat unutulmaması gerekir ki, yapılan hizmetleri, ortaya konan gayretleri farklı bir mekân, farklı bir atmosfer ve farklı bir konjonktürde müşâhedeye hemen herkesin ihtiyacı vardır. Çünkü hiç ummadığı, beklemediği bir ülkede aynı güzelliklerle karşılaşması insanda daha farklı bir tesir, daha farklı bir heyecan oluşturur/oluşturmaktadır. Ben şahsen birçok defa buna şahit oldum. Şöyle ki; Türkiye’de yıllardır işin içinde olan, hatta işin göbeğinde bulunan bir insan, on binlerce kilometre uzaklıkta, milletimizi tanıtma adına hummalı faaliyetlerin ortaya konduğu bir yerde gördüğü manzara karşısında meseleleri daha farklı duyup hissetmeye, daha farklı değerlendirmeye başlıyor. Dışarıdan gelen insanlara tepeden bakıldığı böyle bir ülkede, –Allah’ın izni ve inayetiyle– takdir görüp alkışlanan başarılı okullar.. kültür lokalleri.. aynı zamanda seviyeli bir temsille akademisyenlerden senatörlere toplumun çok değişik kesimleriyle yapılan görüşmeler.. evet, şu an hatırıma gelen-gelmeyen pek çok hayırlı hizmet müşâhede edilince ülfet perdesi yırtılıyor, duygular tazeleniyor ve kalbler şevk ve iştiyakla dopdolu hâle geliyor.
Rabbimize hamd olsun ki şimdilerde bu tür zeminler dünyanın hemen her tarafında mevcut. İster Afrika’ya gidin.. ister Kuzey Amerika’da dolaşın.. ister Güney Amerika’yı gezin.. isterse Uzak Doğu’ya uzanın.. hemen her yerde Allah’ın izni ve inayetiyle başınızı döndürecek çok ciddi aktivitelerle karşılaşacaksınız. Şimdi eğer insanlar gittikleri yerlerde bu türlü bir tabloyla karşılaşıp ihsas dünyalarında yeni bir heyecan oluşacaksa bence böyle bir dinamiği kullanmada âhesterevlik etmememiz, ihmalde bulunmamamız gerekir.
Buraya kadar anlatılanlar bir yönüyle aktif hizmetten cüda düşen şahsa değil de, o şahsın çevresindeki fertlere terettüp eden vazife ve sorumluluklarla alâkalı aklıma gelen hususlardı. İsterseniz şimdi de bizzat o hâdiseyi yaşayan şahıs açısından meseleyi ele alıp değerlendirmeye çalışalım.