İçeriğe geç

Cenâb-ı Hakk’ın ahirette ihsan edeceği nimetlere gelince onların Allah’ın fazlından olduğu muhakkaktır. Buhari’de geçen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) sahabeye “Unutmayın ki yaptığı amel, sizden hiç kimseye, Cennet’i kazandırmayacaktır.” buyurmuştur. Sahabe efendilerimiz; “Siz de mi ey Allah’ın Resûlü?” diye sorduklarında Peygamber Efendimiz: وَلَا أَنَا إِلَّا أَنْ يَتَغَمَّدَنِي اللّٰهُ مِنْهُ بِفَضْلٍ وَرَحْمَةٍ“Allah (celle celaluhu) fazl u rahmetiyle muamelede bulunmazsa, evet, bende!”3 şeklinde cevap vermiştir Efendiler Efendisi’nin mübarek beyanlarından açıkça anlaşılacağı üzere biz ancak Cenâb-ı Hakk’ın fazl u rahmetiyle sarıp sarmalanır, sıyanet edilirsek Cennet’e girebiliriz.

O zaman diyebiliriz ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz Cennet’e girmeyi Allah’ın fazlına bağladığına göre bizler de kulluğumuzu Allah’ın rızası dışında hiçbir şeye dayandırmamalıyız. Evet, kulluğumuzu ne zevk-i ruhaniye, ne Cennet’e girmeye ne de cehennemden tevakkiye bağlamamamız gerekir. Allah deyip oturmalı, Allah deyip kalkmalı, Allah deyip yatmalı ve böylece hevâ u hevesten uzak kalmaya çalışmalıyız.

İslâm’ın temel prensiplerini çok iyi bilen bir kimse, zannediyorum mülâhazalarını işte bu bakış açısına göre ayarlayabilir. Yani o bilir ki, Allah, Allah olduğu için Mâbud-u Mutlak’tır, dolayısıyla kulluk sadece O’na yapılır. Evet, bu mülâhazadaki bir insan şöyle düşünecektir: “Ben O’nun kuluyum. Benim kul olmam, O’nun da Mâbud-u Mutlak olması benim O’nun karşında el pençe divan durmam için yeter bir sebeptir. O’na kullukta bulunmak için başka bir sebep aramaya gerek yoktur.”

Gizli Ajandalar, Beklenmedik Hesaplar

342