İçeriğe geç

Sualde ayrıca dünyevî meşguliyet ve aktüel mevzuların da bu çerçeve içinde ele alınıp alınamayacağı soruluyordu. Eğer herhangi bir fayda, maksat gözetmeksizin gereksiz, boş, abes bir işle meşgul oluyorsak elbette ki bu durumun da yukarıdaki çerçeve içinde mülâhazaya alınması gerekir. Hatta belki biz şu andaki konuşmamızda sözü evirip çevirip sohbet-i cânâna getirmiyorsak, o zaman bizim söylediğimiz her şey bir mânâda dedikodu demektir. Evet, söylenen sözler, konuşulan mevzular ya bizim Allah’a doğru yürümemiz istikametinde bir dinamo gibi hızımızı artırmalı, ya insanlığa yararlı olmalı, ya da milletimize, ülkemize, ülkümüze hizmet etmelidir. Aksi takdirde selahiyet ve sorumluluğumuzun söz konusu olmadığı, bundan dolayı konuşup durmamızın hiçbir müspet netice vermeyeceği, herhangi bir fayda sağlamayacağı aktüel meseleler hakkında –kusura bakmazsanız o tabirle ifade edeceğim– çene çalıp duruyorsak bu, dedikodudan başka bir şey değildir. Ayrıca bilinmesi gerekir ki bu tür faydasız ve gereksiz konuşmalar, yapmamız gerekli olan işlere de ciddi bir mânia teşkil eder. Hiç farkına varmaksızın bu türlü mevzuların içine dalar ve böylece yapacağımız işleri yapamaz hâle geliriz. Hatta zamanla salim düşünme imkânını sağlayan hislerimizi felç eder ve bunun sonucunda sağlam ve sıhhatli muhakeme kabiliyetinden mahrum kalırız.

308